Üstâd-ı binâzir Cemil'in vefatının 98. sene-i devriyesinde de rahmet ve minnetle anıyoruz..
Ey şâir-i dil-sâz cemîlü'l-'asâr,
Nağmen deliyordu sırr-ı aşkı izhâr.
Eylerdi bize pür rûh-perver mızrâb,
Elhân ile bihurûf nazm iş'âr.
Sûzişli karar verdin, eyvahi Cemil!
Bitdi o nevâ-yı şevk, bigâh, Cemil!
Tanbûr sükûta vardı; giryân oluyor,
Feryâd ediyor şu sîne, billâh, Cemil.
Mızrâb-ı ecel, âh, ey üstâd-ı gınâ!
Sâz-ı tenini etdi halel-yâb-ı fenâ.
Eyvâh, o nevâ-yı şevk bitdi, bilsen,
Dünyâda negam şimdi, ne gam oldu bana!
Tanbûr gibi âh ederim, sinem çâk,
Giryân oluyor benimle arz u eflâk.
Bir nâdiretü'd-dehr cemîlü't-tâb'ı,
Eyvâh, eritdi negam-ı âteşnâk.
Eyvâh, Cemil'e vurdu mızrâb-ı adem,
Sûz-i dili bir vech ile târif edemem.
Feryâd ediyor hüzn ile sâz-ı sînem,
Her ses, geliyor kalbe nevâ-yı mâtem.
Ey hulku cemîl, kâr-ı tab'ı ecmel,
Âvâze-i lerzedâr-ı sâzı ekmel.
Bitdi o safâ-fezâ tanîn-i tanbûr,
Biz başlıyoruz enîne, âhenge bedel.
Etdikce temevvüc, o İlâhî elhân,
Billâh, tenimde rûh olurdu lerzân.
Bir nâdire-i fıtrar idi âh, Cemil,
Bir öyle vücûdu görmez artık bu cihân.
Ey fırka-i erbâb-ı gınâya ser-tâc,
Nağmenle ederdik gamı dilden ihrâc.
Âgûşuna geldikce tanbûr, Cemil!
Gaşy eyler idi, rûhu sürûd-ı mevvâc.
Rûhumdan oâheng-i fürüzân çıkmaz,
Dilden o terennümât, bir ân çıkmaz.
Vicdâdnıma nakş olup da kâr etdi bana,
Can çıksa da, gönlümden o elhân çıkmaz.*
* Hüseyin Haşim Bey'in Cemil içün yazdığı rubâî

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder