Perşembe, Ocak 03, 2013

Tanburi Cemil Bey



Tanburi Cemil Bey, Pesendide Taksim

                                   
         Efendim tekrar merhaba, tembelliği elden bırakırsak eğer en azından çok kısa olmamasını umduğum yayın hayatıma başlarken müzikle ilgili her işin başında yapılması gerektiği gibi Hazreti Cemil'e selam etmemek olmaz idi.
          Şahsen şu zamana kadar Cemil Bey'i dinleyerek öğrenebildiğim tek bir şey var ise o da bir şey öğrenemediğimdir lakin bunun hiçbir zaman vazgeçmek gerektiği anlamına geldiğini düşünmedim.  Tanburi Cemil Beyi'in sanatını anlatmak bana ve pek çok kimseye de :) kabil olamayacağı üzere üstadın hepsi birbirinden güzel taksimleri arasında Cemil muhiblerince, Gülizar Taksim ile başa oynayan Pesendide Taksimine kulak vermenin uygun olacağını düşündüm.Defalarca dinlenmesine rağmen ilk an ki heyecanından hiçbir şey kaybetmeyen bu kaydın günümüze ulaşmasına ne kadar şükretsek azdır.         

                      Kemençe ile Pesendide Taksim Tanburi Cemil Bey


                 
           Bu kaydı her dinlediğimde kendisi ile tanışma şansını elde edemesem de Cemil muhibleri arasında önemli yere sahip olarak gönlümüzde de aynı yeri edinen Mustafa ( Sazeri ) Ustayı da anmadan edemem. Onun da dediği gibi 'pesendide ve taksim gibi sözcükler esere verilen bir isimden ibarettir. Pesendide, taksim gibi kelimeler ile ifade edilemez, Cemil bu eserde kendi macerasını anlatıyor.' Fehmi (Kılınçer) ustadan dinlediğimiz bir başka hikayeye göre Mustafa Usta, Cemil beyin bu taksimini  bir kasedin her iki yüzüne de arka arkaya kaydederek günlerce sadece o kasedi dinlermiş. İşte kayıt bitip karar sesi duyulduğu anda sanki hiç bitmeyen bir musiki edasıyla tekrarını isteten bu taksim Cemil'in eşsiz dehasından sadece ufak bir örnek.


                 Tanbur ile Gülizar Taksim Tanburi Cemil Bey  



      Madem Gülizar taksimi de ayrı bir yere koyduk onu da dinlemeden etmeyelim dedim :).
      Elbetteki Cemil Bey'i tanıtmak iki kayıtla olacak iş değil sadece Cemil'in halet-i ruhiyesine açılan ufak bir kapı olabilir. Bu maksatla Cemil Bey ile henüz tanışmamış veyahut günümüz kayıtlarının verdiği alışkanlıklar ile plak cızırtılarına takılarak pek dinlememiş arkadaşlara Çoban Taksim ve Yanık Ninni plaklarını dinlemelerini tavsiye ederim elde edinecekleri ilginç tecrübeler ilgilerini hiç tahmin etmedikleri alanlara yöneltmelerine sebebiyet verebilir.


       ...''Hanende hâfızın billûr gibi sesinde çağlayan türkülerin içli nağmeleri ve Cemil Bey’in “ışıklı dantelâlar”a benzeyen eşsiz taksimleriyle kendinden geçen Yahya Kemal, yıllar sonra bu hatırayı çok renkli sohbet üslûbuyla Mesut Cemil’e anlattıktan sonra, “O zaman,” demiştir, “karşımda altın bir kapı açıldı. Memleketime bu kapıdan girdim!''...
   


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder