Pazar, Ekim 06, 2013

Alim Qasimov


Beh Beh Beeh



         Uzun zamandır hakkında bir şeyler yazmak, kayıtlarını paylaşmak istediğim büyük usta Alim Qasımov, bir konser vermek üzere geçtiğimiz cumartesi günü Konya'da idi. Konya Mistik Müzik Festivali çerçevesinde yer alan konserini dinlemek çok şükür bizlere de nasip oldu. Bu konserle birlikte açıkçası son birkaç günümün nasıl geçtiğini ben de henüz kavrayabilmiş değilim. Yolda yürürken Kayhan Kalhor ile karşılaşmanın üstüne Qasımov konseri ve sohbeti ile geçen bir Konya gezisi bu aralar idrakim üzerinde çeşitli oyunlar oynamıyor değil, tabi bu şaşkınlık ve akıl karışıklığı halinde yazacaklarım biraz uzun ve karışık olabilir affınıza sığınıyorum:),



       Alim Qasımov'un resmi internet sitesindeki giriş cümlesi ile başlamanın doğru olacağına inanıyorum;
Elə şəxsiyyətlər var ki, onların həyatını adi avtobioqrafik fartlarla şərh eləmək mümkünsüzdür. Sadə rəqəmlər,tarixlər əsil istedadın yetişməsinin, yetkinləşməsinin məğzini açmaqda acizdir. Bu, daşlar arasında zərif bir pöhrənin cücərməsi qədər möcüzəli bir hadisədir. Belə deyirlər ki,istedadlar dünyaya təsadüfən gəlmir. Alim Qasimov'un bütün həyat tarixçəsi bu kəlamın həqiqət olduğunu təsdiqləyir.
         Eski, kadim dünyada insanlar; ister cehalet olarak adlandırın ister irfan, ister safsata deyin ister adet, gelenek hep bir doğaüstü, daha özünde bir tabirle manevi olanın arayışı içinde bulunmuştur. İnsanlar büyü, efsane, kehanet, keramet gibi olaylara daha çok inanmış hatta hayatlarını bile bunlar üzerine kurmuştur. Günümüzde ise modern dünyanın bizi mümkün olduğunca manevi, ruhsal, metafiziksel olandan uzak tuttuğunu söylemek çok zor değil. İnsanı düşünen bir hayvana indirgeyen bu fikriyatın boşalttığı yeri doldurması ise çok uzak bir ihtimal. Bir yandan ise birey ve toplum algısındaki bu boşluk bir şekilde dolmak mecburiyetinde. Bunun nasıl olacağı tartışılabilir lakin başta müzik olmak üzere sanat, tüm dalları ile beraber birçok insan için bu rolü üstleniyor. Müziğin bu rolü aslına bakarsanız varlığının da ilk sebebi. Müzik bir şekilde dünyada var olmuş tüm inanışlarda yer edinmiş ve her türlü ibadette şevk arttırmak, hal değiştirmek amacıyla her daim kullanılagelmiştir. Ruh hali üzerinde birebir etki yaratarak madde ile açıklanması zor olanı anlatmayı amaç edinmiş müzik gibi bir etkileşim, bugün de insanların inancı üzerinde bile etkin bir rol oynamakta. Böyle bir ortamda gerçek sanatçıların kıymeti aşikar sanırım. Yeni dünyanın kadim sesi, şarkın bülbülü Alim Qasımov işte zihinlerde ve kalplerde oluşturulmuş böyle bir boşluğu dolduran isimler arasında en başlarda yer alıyor. Zamanın büyücüsü Alim, sesi ile zihinleri adeta dantel dantel örerek kendine bağlıyor, bu serhoşluğa kapılan nicesini de peşinden sürüklüyor.

           Alim doğduğundaki adı ile Panah çok zayıf bir bebek olarak doğmuş ve sağlık durumu hiç de iyi değilmiş. Gün geçtikçe kötüleşen Panah için doktorlar aileye fazla ümitvar olmamaları konusunda telkinlerde dahi bulunmuş. Bu ümitsizlik içinde hasta yatan Panah'ın annesi kendisi ile aynı odada yatan bir kadının tavsiyesi üzerine oğlunun adını değiştirmeyi düşünmüş. Azerbaycan'daki kadim bir inanışa göre isimler yüklendikleri mana ile kişilikler üzerinde etkindir ve şahsiyet ile isimdeki mana uyuşmadığı takdirde bunlar arasında bir çatışma çıkabilir. Kadının bu tavsiyesi üzerine anne Madine, kadına 'O halde ismi sen ver' demiş ve Panah'ın yeni ismi Alim olmuş.



        Azeri klasik musikisi, muğamın yaşayan en önemli ifacısı Alim Qasımov koca bir kültürün taşıyıcılığını yaparken bir yandan da yeni nesillere hocalık yaparak yol gösteriyor. 1999 yılında Uluslararası Müzik Konseyi tarafından UNESCO Müzik Ödülünü de layık görülen sanatçı aslına bakarsanız bence Dünyanın Yeni Yedi Harikası listesinde Tac Mahal'in yerinde yer alabilir.) Temelde İran ve Türkiye'den çok farklı olmayan bir müzik kültürüne sahip olan Azeri müziğinde doğunun malum hüznü ile Kafkas neşesini bir arada bulmak mümkün. Sanırım biraz da bu tarafı ile tüm dünyada oldukça ilgi çekiyor. Qasimov'un ülkemizde de çok seveninin bulunmasına rağmen henüz bir albümünün bile yayınlanmamış olması ise çok acı.

(- Ah biri olaydı da o düğmeye basaydı diye tabir ettiğimiz anlardan biri ve o biri basmış o düğmeye basmış:))

                 Konsere gelecek olursak Alim Qasımov'u daha önce iki kez dinleme şansım olmuştu biri Derya hoca ve Erkan Oğur ile İstanbul Caz Festivali  kapsamında gerçekleştirdikleri Aya İrini'deki efsane konser ki bir karış havada izlediğim o konserden bir kayıt paylaşıyorum sizinle,





bir diğeri ise Cemal Reşit Rey Konser Salonunda verdiği kendi konseri idi. Bu konseri de şahane bulmama rağmen Qasımov'un sesinde bir performans düşüklüğü hissetmiştim. Ee yaşlandı tabi gibi yorumlar yapmama sebep olmuştu bu durum lakin Konya'daki konser sonrası ise Alim hakkında bu tarz yaşlılık yorumlarına girişmenin aptallıktan öte gidemeyeceği kanaatindeyim, mükemmel sesine hala oldukça hakim. Mistik Müzik Festivali dolayısıyla da sanırım tüm gazeller, çoğunlukla da olduğu gibi yine Fuzuli'den seçilmişti. Alim ve Ferqana, kemançede Rauf Islamov, tarda Zeki Veliyev nağarada Javidan Nabiyev, balabanda Rafael Asgarov'un eşliğinde izleyenleri bir kez daha kendilerinden geçirdi ve defalarca alkış şiddeti ile sahneye tekrar çıkma zorunda bırakıldı. Bis için ise ayrıca teşekkürü borç bilirim.)

                 Başta da bahsettiğim gibi Alim üstün Allah vergisi yetenekleri dışında yaşadığı kültürü temsiliyeti, yaşam şekli, kişiliği, mütevazi hayatı, kızı Ferqana, torunları ve ailesi ile ilişkisi, hocalığı ve hayat anlayışı gibi bir çok konu üzerine günler ve saatlerce konuşulabilecek bir şahsiyet lakin burda da yine sözü ehline bırakmak düşüyor sanırım..


   (-Alim di Aliiim ;)

Son olarak Qasımov ve ekibinin Kronos Quartet ile yaptıkları çalışmayı dinlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum..Görüşmek üzere..




Haay Maşallaaah!!!