Çarşamba, Şubat 13, 2013

Perviz Meshkatian , Bidad

Perviz Meshkatian , Bidad



               İran'ın yetiştirdiği en önemli müzik adamlarından olan Perviz Meshkatian müzik hayatına küçük yaşta babasından aldığı eğitimle başlamış ve girdiği Tahran Sanat Akademisinde devam etmiştir. Nour Ali Boroumand ve Dariush Safvat gibi ustalardan dersler alan Meshkatian kısa zamanda radif (Fars Klasik Müzik repertuvarına verilen genel ad) hakim olmuş Mirza Abdollah'ın santur ve setar için radifleri üzerine yoğunlaşmış.
               Yıllar içinde büyük üstad Perviz Meshkatian dünyanın bir çok yerinde kullanılan, bir çok geleneksel müzikte önemli yer edinmiş santur gibi bir sazın İran klasik müziğinde çıktığı noktayı en güzel şekilde gözler önüne sererek klasik şiire de olan hakimiyeti ile sayısız da beste vermiştir. İran İslam Devrimi sonrası bile rejime karşı duruşunu açıkça sergileyen Meskatian, öncülerinden olduğu Chavos Sanat ve Kültür Vakfı, maestro gibi kullandığı santuru, yayınladığı sayısız çalışmayla kendisinden sonra gelen jenerasyonda ki bir çok müzisyeni derinden etkilemiş büyük bir sanatçıdır. Mohammad-Reza Lofti ve Hossein Alizadeh gibi müzisyenlerle oluşturdukları yeni beste anlayışı ile geleneğe bir yenilik aşısı yaptıkları düşünülmektedir.
              21 Eylül 2009'da vakitsiz bir şekilde hayatını kaybeden sanatçı için o gün yapılan bu biyografik video onu az çok tanımak için güzel bir kayıt.





               Parviz Meshkatian yaptığı çoğu albüm ve çalışma oldukça etkileyici iken ben İran için de bir çok yeniliği barındıran belki de Shajarian'ı da barındırdığı :) ve onlarla tanışmama vesile olduğu için, ilk olarak 1979'da yayınlanan Bidad (Adaletsizlik) albümünü sizinle paylaşmak istedim. Bestelerini Parviz Meshkatian'ın yaptığı, Mohammad Reza Shajarian'ın 'Devrim sonrası ezilen halkın sesi olmak adına yaptık' dediği ve bunun sonrasında türlü sansürlerle karşı karşıya kaldıkları albüm 2005 yılında yeniden yayınlandı.

                      Bidad (1979)                                                        Bidad (2005)















                                           Bidad (1979)

01 - Maghadame
02 - Saz,Avaz
03 - Souz Va Godaz
04 - Edameh Saz,Avaz
05 - Yaad Baad
06 - Pish Daramad-e Homayoun
07 - Chaharmezrab-e Homayoun
08 - Saz,Avaz
09 - Chaharmezrab-e Bidad
10 - Edameh Saz,Avaz
11 - Chaharmezrab-e Oshagh
12 - Edam-e Saz,Avaz
13 - Saz,Avaz
14 - Halak-e Man

Albümde Meshkatian ve Shajarian'ın dışında başta;
Mohammad-Reza Lofti (Tar)    olmak üzere
Ardechir Kamkar (Kamancha)
Jamsid Andalibi (Nay)
Zeidollah Tolou'i (Tar)
Nasser Farhangfar (Tombak) gibi önemli müzisyenler bulunmakta...


        70'lerde yaşananlardan sıkılarak evine çekilerek çalışmalarına ara verdiği bir dönemde kendisine yöneltilen soruya verdiği cevap;
     'They're ripping my lover's heart apart..and I am watching...that is a terrible sight for me..'

       Çeviriyi de çevirmek istemedim :). Albümün kayıtlarını her zaman ki sebeplerden paylaşıp paylaşmama konusunda kararsız kaldım albümü bulamayıp edinmek isteyen olursa iletebilirim.

          Dünya'nın her tarafından müzisyenin bir araya gelerek müzik yaptığı günümüzde temelde bir Türk müziği dinleyicisi olarak Meshkatian ile Niyazi Sayın, Necdet Yaşar gibi ustalarımızın yan yana geldiğini hayal etmeden duramıyorum lakin düne kadar beraber yaşadığımız İran ile aramıza çekilen o yüksek duvarları bugün bile aşmak çok zor görünüyor..Ama umutsuz olmamak lazım sanırım artık gün saymaya başladığımız bir konser bu özlemlerimizi az da olsa giderecek cinsten, İstanbul Cemal Reşit Rey Konser Salonunda gerçekleştirilecek olan konserde Yunan,Türk ve İran kemençelerinin en önemli isimleri bir araya gelecek. Kayhan Kalhor'u ağırlayacağımız, 5 Mart'da gerçekleştirilecek konseri kaçırmamanızı öneririm.
         
         Madem albüm kayıtlarını paylaşmadık Meshkatian'ın kurduğu Aref Topluluğunun bir konser kaydını paylaşalım o zaman. Görüşmek üzere..


.
.




Pazar, Şubat 03, 2013

İhsan Özgen, Şehnaz Taksim


İhsan Özgen, Şehnaz Taksim






 
  Herkese Selamlar  
       
             Bu yazıda sizlere efsanevi Acemkürdi taksimi özelinde İhsan Özgen'den bahsetmeyi planlarken, geçtiğimiz cuma günü -bu geçtiğimiz cuma yazının bitmesi uzadıkça daha geçmişte kaldı tabii- çok güzel bir sohbet ortamında İhsan Hoca ile bir arada olma şansını yakaladık. Öncelikle Necati Çelik hocanın ofisinde gerçekleşen bu sohbetin organizasyonunda büyük emeği geçen sevgili dostum kemençe ustası, lütiye Murat Yerden'e ve Necati Çelik'e teşekkürü borç biliriz efendim.
          Sohbetin gerçekleştiği gün tabi ki büyük heyecan ile başladı organizasyonun bize verdiği keyif dolu sorumluluğu yerine getirmek üzere sayın hocamız Erol Deran'ı evinden almak için Çengelköye gittik. Hocamızı aldıktan sonra Çengelköy, Kadıköy arası yolculuğumuzdaki sohbet ise ayrıca keyifliydi. Yol boyunca Erol Hoca'nın güzel sohbetinin dışında kendimi bazı düşüncelerden de alıkoyamadım. Yıllar önce Klasik Türk Musikisi ile yeni yeni ilgilenmeye başladığım dönemlerde Necdet Yaşar'ın Cemil Bey için anlattığı: 'o dönemde Cemil'in plaklarını dinlerken bir uçta Niyazi bir uçta ben bir gramafonun etrafında dervişler gibi dönerdik' hikayesine benzer şekilde bir gramafonun etrafında dönmesem de kendimden geçerek günlerce Niyazi Sayın, Necdet Yaşar, İhsan Özgen ve Erol Deran'nın kayıtlarını dinlediğimi daha dün gibi hatırlarım. O vakitler bu üstadları dinlerken onlar haklarındaki türlü tasvvurlarım dışında bana yıldızlar kadar ulaşılmaz gelirlerdi. Fakat gün geldi çok şükür hepsi ile çeşitli imkanlar dahilinde bir arada olma, sohbet etme şansını yakaladım. Bu insanların kıymetlerini sizlere teker teker anlatacak değilim lakin İhsan Özgen'in pek nadir sanatçıya nasip olacak şekilde çalışındaki o insanı bir anda çevreleyen efsun ve engin çok yönlü sanatçı kişiliği ile başkaca bir yerde konumlandığını belirtmem gerekir.
            Bir kaç ay evvel yeni çıkan kitabı 'Avludaki Ses' in imza günü vesilesiyle Pan Yayıncılıkta gerçekleştirilen söyleşi ve cuma günkü sohbeti neticesinde beni en çok şaşırtan İhsan Hocanın kendini, konumunu, yaptıklarını ciddi manada ehemmiyetsiz şeyler olarak değerlendirmesi oldu. Bu elbetteki resimden edebiyata müziğe sanatın bir çok alanında muktedir olan sanatçının değerlendirmesinde haklı olduğunun değil belkide onun sanatsal ufkunun ne kadar uçsuz bucaksız olduğunun ve bir sanatçı için şart olan zor beğeni ölçütüne ne kadar sahip olduğunun göstergesi olabilir. İlerlemiş yaşına ve pek iyi olmayan sağlık durumuna rağmen hala büyük bir heyecanla yeni projeler, eserler peşinde koşması da tabi ki onun sanat aşkının en güzel ifadesi.
            Sohbete dönecek olursak Erol Deran ile ofise vardığımızda İhsan Hoca gelmiş ve yerini almıştı Erol Deran ile İhsan hocanın sıcak kucaklaşması hemen ardından Mutlu Torun'un gelmesi selamlaşmalar derken pek fazla bir yönlendirmeye ihtiyaç kalmadan biz meraklıların seyrinde sohbet başladı. Genel itibariyle Boshoporus ekibinin toplandığı günde hazırunda başta İhsan Özgen, Erol Deran Mutlu Torun, Gürmen Türkan, Necip Gülses, Derya Türkan,Necati Çelik olmak üzere adını sayamadığım bir çok musiki muhibbi bulunmaktaydı. Aslına bakarsanız belli bir plan çerçevesinde gerçekleştirilmiş gibi gözüken toplantıda ki temel amaç Necati hocanın da dillendirdiği üzere bir arada olma hissiyatı idi. Ustaların birbirleriyle hasret giderdiği ve geçmişi yad ettiği günde bahsi geçen çoğu anı İhsan Özgen kitabı Avludaki Ses'de hikayecikler halinde paylaşmış olmasına rağmen bizim karımız hikayelerine bir tarafından ortak olup, kendi ağızlarından dinlememiz oldu.
             Kendi ağızlarından dinlediğimiz bir başka şey var ki tarifi imkansız düşünün ki Cemil Bey size taksimlerinden birini anlatıyor nasıl yaptı, nerede yaptı, o sırada aklından neler geçiyordu. Bu defalarca dinlediğiniz, türlü yorumlar ile analiz etmeye çalıştığınız eşsiz bir taksime bir tarafından dahil olmak gibi bir şey. İşte günün belki de en önemli hatırası olan Boshoporus'un Yunanistan'da gerçekleştirdiği bir konserde Erol Deran'ın ''Orada yokluk vardı'' diyerek özetlediği İhsan Özgen ve Erol Deran'ın müşterek yaptıkları Şehnaz Taksim.



              Sohbet sırasında ara ara taksim ile ilgili anılara tekrar tekrar dönülse de ustaların taksim dinledikten sonra kısacık olarak anlattıkları:
İhsan Özgen: Senin girişte yaptıkların bana ilham vermiş. Oradan ilham alarak geliştirmişim.
Erol Deran: Aslında orada taksimler taksim edilirken, herkesin taksimi ayrı müşterek olanlar ayrı idi ve bu benim taksimim olacaktı ama iyi ki olmadı. Bu beraberlik her zaman olacak bir şey değil.
               Ben ağır ağır taksime girip biraz gezindikten sonra alttan alttan kemençeden bir dem sesi yükselmeye başladı. Baktım İhsan 'geliyorum geliyorum' diyerek geliyor bende cevap verdim 'buyrun'. Ama iki enstrümanın bir oluşu ve o bir enstrumanın da zaman zaman yay sesi zaman zaman da mızrap sesi çıkarıyormuşcasına çalışı, her zaman olacak bir şey değil, o işte karşılıklı sevgi saygı ile olur başka türlüsü pek mümkün değil.

             Yukarıda sohbet günündeki kayıtta taksimin baş kısmı eksik olduğu için tamamını da paylaşayım istedim.



               Taksim hakkında aslına bakarsanız çok da söylenecek bir şey yok. Bir de yine aynı gün bahsedilen İhsan Hocanın ilk taksimi; Ankara radyosunda bir solo programı sırasında icra ettiği Arazbarbuselik taksim var ki o da başka bir yazının konusu.
               Çok şükür ki Mesud Cemil'in Kutbü'n Nayi Osman Dede için hayıflanarak dillendirdiği;
                     ...''Bir musikişinas olarak Osman Dedeyi; maalesef fonografın icadından evvelki bütün talihsiz musikişinasların mahkum oldukları, ebedi bir sessizlik perdesi arkasında tahayyül etmeye mecburuz.''...
                 sözü en azından İhsan Hoca için ve Niyazi Sayın, Bekir Sıdkı Sezgin, Necdet Yaşar, Erol Deran gibi ustalarımız içinde geçerli olmayacak ve dileriz onların kayıtları ilelebet her türden musikişinasın bir rehberi olma vazifesi içinde varlıklarını sürdürecektir. Sanatın herhangi bir dalı ile meşgul olan herkes anlayacaktır ki bu insanları anlamaya çalışmanın inanın bizlere katacakları hiç de azımsanacak derecede şeyler değil. Bu hususta çok da keyifli bir kitap olan İhsan Hocanın anılarını ve fikirlerini paylaştığı kitabı Avludaki Ses, Türk Musikisi meraklıları için zaten oldukça ilgi çekici iken konu ile alakasız herkesin de keyifle okuyabileceği bir kitap, tavsiyemdir.